Author Archives: incedusunceler

About incedusunceler

Emekli Öğretmen-Gazeteci

ŞAH VELİ’NİN KİMLİĞİ VE ÇEVRESİNDE OLUŞAN KÜLTÜR

Standard

ŞAH VELİ’NİN KİMLİĞİ VE ÇEVRESİNDE OLUŞAN KÜLTÜR

Süleyman ÖZEROL

I. ŞAH VELİ’NİN KİMLİĞİ: 

Şah Veli, kimliği ve yaşamı anlatımlara/söylencelere dayanan, Malatya ili Hekimhan ilçesi Ballıkaya köyündeki Karadirek Dergahı’nın kurucusu kabul edilen; buraya İran’dan geldiği öne sürülen bir eren olarak bilinir. Soyağacı ile ilgili olarak farklı savlar var. İşte bunlardan birkaçı… 

1.”Şah Veli, Büyük Şah Abbas’ın oğlu Şah Ali’nin Soyundandır. 

Ballıkaya’da bilinen soyağacına göre, Büyük Şah Abbas’tan sonra sıralama şöyle:

35. Büyük Şah Abbas

36. Şah Ali

37. Süleyman

38. Şah Veli

39. Şah Hüseyin 1 

Şah Hüseyin’in üç oğlu var:

1. İbrahim

2. İsmail

3. Mustafa 

Şah Ali, yöre halkı tarafından Şah Safi, Ali Safi adlarıyla da bilinir. Hatta çocuklarına Ali Safi adını verenler de var. Karadirek’in simgesi olan direği elinde asa olarak getirdiğine inanılır. Ballıkaya’nın batı komşusu İĞDİR köyünün batısında, Işıklı (Işlaman) köyü ile arasında bulunan gediğe “Şah Safının Gediği”(IŞIK SAFI) denir. Yöredeki aşıklardan bazıları şiirlerinde bunu dile getirmişlerdir:

Şah Safının Gediği’ne çıkınca

Ballıkaya’sının balı akınca

Erdebil’in gonca gülü bitince

Devah eylen Mezirme’ye varınca 2 

Ballıkaya’daki ağırlıklı sava göre Şah Ali’nin oğlu Süleyman, onun oğlu da Şah Veli. Şah Ali, hanedandan, ancak şahlıktan vazgeçiyor ve Erdebil düşüncesini yaymayı amaçlıyor. İnanma ve söylencelere karşın Şah Safı’nın Anadolu’ya, dolayısıyla Mezirme’ye geldiğine dair herhangi bir belge ya da kanıt yok. 

2.”Şah Veli, II. Şah Abbas’ın Kardeşidir” 

Prof. Dr. M. Fuat Bozkurt,1986 tarihinde Prof. Dr. M. İlhan Başgöz, Oğuz Aktan ve Aşık Ali Kurt ile birlikte Ballıkaya’ya gelerek yaptığı araştırmaları yayınladığında, Şah Veli’nin II. Şah Abbas’ın kardeşi olduğunu ve Anadolu’ya gizlice sokulduğunu belirtir:

“Mezirme köyünde Erdebil’in gizli otağının kurulması büyük olasılıkla XVII. Yüzyılın sonlarına rastlar. Anadolu ile ilişkilerin yavaşlamaya yüz tuttuğu dönemde II. Şah Abbas, kardeşlerinden Şah Veli’yi Anadolu’ya sokar. Şah Veli, Anadolu içinde güvenlikli bölge olarak gördüğü Malatya’nın Mezirme köyünü yurt edinir.” 3 

3)”Şah Veli, II. Şah Abbas’ın Oğludur” 

“Yenilenen Köy Ballıkaya” adlı çalışmamızda, Ballıkaya halkından bazı kaynak kişilerin Şah Veli’nin II. Şah Abbas’ın oğlu olduğunu belirtmişlerdi. 

4)”Şah Veli, Dehmen’in Oğludur” 

Ali Akın’ın amcasının notlarında Şah Veli’nin Dehmen’in oğlu olduğu belirtilir. Oysa II.Tahmasp, 1740 yılında oğulları III. Abbas ve İbrahim ile birlikte öldürülmüşlerdir. Başka oğlu görülmez. Bundan sonra şahlık savında bulunanlar hanedanın kız evlatlarından olmuştur.

Şah Veli ve evlatları, Safevi hanedanından Şah Ali’nin soyundan ayrılarak gelir. Şah Veli’nin II. Şah Abbas ile çağdaş olduğu görülür.

 35. Büyük Şah Abbas……….

36. Safi Mirza

37. Şah Safi…………………….Süleyman

38. II.Şah Abbas……………..Şah Veli

39. Şah Süleyman…………….Şah Hüseyin

40. Sultan Hüseyin…………..Şah Hüseyin’in oğulları 

Yaşamı ister söylencelere dayansın, ister gerçek olsun; ister II. Abbas’ın oğlu ya da kardeşi olsun, ister Dehmen’in oğlu, isterse Süleyman’ın oğlu olsun; Şah Veli’nin XVII. Yüzyılın sonları ile XVIII. Yüzyılın başları arasındaki zaman diliminde Anadolu’ya, dolayısıyla Mezirme’ye gelmesi olasıdır

Anlatımlarda/söylencelerde Şah Veli’nin yedi kez Kerbela’ya gittiği geldiği belirtilir. Bu gidiş gelişlerin yalnızca Kerbela’yı ziyaret amacıyla olmadığı, Erdebil’e de gidip geldiği olası. Çünkü, Suriye’den Karadeniz’e, Malatya’dan Denizli’ye dek uzanan geniş bir alandan sorumlu olan Şah Veli’nin Mezirme’de Erdebil’in “gizli eli” olarak görüyoruz.

Şah Veli ile Şah Hüseyin söylencesinde, Şah Veli ile Şah Hüseyin’in Mezirme’den ayrıldığı ve mezarının boş olarak kaldığı belirtilir. Bu nedenle ikisinin de mezarının nerede olduğu bilinmez. 

II. ŞAH VELİ SÖYLENCELERİ 

Yüzyıllardan beri halk ağzında anlatıla gelen Şah Veli söylencelerini l983 yılında başlatmış olduğum derleme çalışmalarımda bir araya getirerek ses ve yazı yoluyla kayıt altına aldık ve yayınladık. Şah Veli’nin kimliği ve kişiliği hakkında ipuçları da veren söylenceleri özet olarak sunuyorum.

1. Eymir Söylencesi: Şah Veli’nin Anadolu’ya gelişi, Arguvan’ın Eymir köyündeki olay ve Mezirme’ye gelişi anlatılır.

2. Kozdere’nin Sele Gitmesi: Hekimhan’ın Kozdere köyünde beddua etmesi ve köyün sele gitmesi anlatılır.

3. Kırmızı Yamalık Söylencesi: Şah Veli’nin Kozdere ve Bozan köylerindeki sadık talipleri ile davranışlarının birbirine ayan olması anlatılır.

4. Çanakpınar’da Şah Veli Düşeği: Hekimhan’ın Çanakpınar köyünün batısındaki gediğe gelerek dinlenmesi anlatılır.

5. Şah Veli Değirmeninin Sırrı: Şah Veli’nin Ballıkaya’nın bahçelerinin bulunduğu Değirmenönü yöresinde değirmeni vardır. Değirmeninde buğday karayılanın boğazından akmaktadır. Söylencede bu sırrını gören biri ile ilgili olay anlatılır.

6. Salmanlı Aşireti Söylencesi: Cem sırasında daldığı hülyada Toroslar’da yardan yuvarlanan Salmanlı aşiretinin devesini kurtardığı anlatılır.

7. Şah Veli ile Şah Hüseyin: Kerbela’dan dönen Şah Veli oğlu Şah Hüseyin’in cenazesi ile karşılaşır, duası ile onu cana getirir, atının terkisine alarak birlikte uzaklaşırlar… 

III. ŞAH VELİ’NİN EMANETLERİ 

Şah Veli, yedinci kez Kerbela’ya giderken evlatlarına ve taliplerine üç emanet bırakır. 

1. Karadirek: Şah Veli’nin dergâhı olan Karadirek, 1936 yılına kadar hem işlevini sürdürür, hem de Erdebil ile bağı sağlar. Cumhuriyet döneminde tekkeler ve türbeler kapatıldığında yıkılır, simge olan direk parçalanarak yakılır. 1957’de üçüncü, 1994’de dördüncü kez yenilenir. Ballıkaya’nın yeni yerleşim yerinde cem kültür evi olarak hizmet vermekte ve adakları olanlar, felçliler, rüyasında görenler, çocuğu olmayanlar, hastalar tarafından ziyaret edilir.

2. Pabuç: Şah Veli’nin pabucu Şah Hüseyin evlatlarından Ceneferler’dedir. Felçliler, lallar, vücutlarında yara olanlar, rüyasında görenler, adakları olanlar pabucu ziyaret ederler

3. Hırkası: Ballıkaya’da Şah Veli evlatlarından olmayan bir alenin elinde bulunan hırka yakın zamanlarda kayıp olmuştur. 

IV. ŞAH HÜSEYİN’İN EVLATLARI 

Ballıkaya’daki soyağacı Hz. Ali’den başlayarak günümüze doğru gelir. Soyağacında 33. Sırada bulunan Şah İsmail’den itibaren tek kol olarak şöyle gösterebiliriz:

33. Şah İsmail

34. Tahmasp

35. I.Şah Abbas

36. Şah Ali

37. Süleyman

38. Şah Veli

39. Şah Hüseyin

………………………………………………………….

40. İbrahim            İsmail                         Mustafa

41. Cenefer               K. Abbas                     Dede Dursun

42. B.Mustafa        Veli Dede                   İsmail

43. K. Mustafa       K. Celal Abbas         Deli Ali

44. Abbas                 Ali                                    Murtaza

45. Süleyman       İsmail                           Mustafa

46. Hasan               Süleyman                   İlyas

47. Süleyman       Ali

Ballıkaya köyünden dinlediğimiz kaynak kişiler büyüklerinden duydukları ve anlatımlara göre Cüre İsmail’in kolunu aşağıdaki çizelgede olduğu gibi anlatırlar. 

Cüre İsmail

……………………………………………………

42. Cüre Ali              K. Abbas               Alöğ Ede

43. İsmail                  Veli Dede             K. Yusuf

44. Süleyman         Celal Abbas        Kılıcali

45. Hüseyin             Ali Kör                   Mustafa

46. Abbas                  İsmail                     Hüseyin

47. Hüseyin             Süleyman            Ali

48. ……….                   Ali                              Mustafa 

Kaynak kişilerin anlatımlarında/bilgilerinde zaman zaman çelişkiler ve yanılmalar görülür. Adlar birbirine karıştırılır ve kavramlar net olarak verilmez. Bu nedenle bazı konularda mantık yürütmek zorunluluğu doğuyor.

Bütün bunlara bağlı olarak “Kocamanlar”ın bir koldan gelmiş olması gerektiğine inanıyorum. Çünkü, hem Ballıkaya’da hem Mıroğlar mezrasında Kocamanlar diye anılanlar var. Aynı zamanda Ali Akın’ın soyunda da Kocamanlar var. Ali Akın’ın dedesi Küçük İsmail’in fotoğrafını gören birçok Ballıkayalı ve Kocamanlar ailesinden kişiler, “Kılıcalinin Mustafa” ya da “Kör Mustafa” (Çizelgede 45. Sırada) diyerek benzetme yaptılar. Bazı kişiler bunların aynı koldan olması gerektiğini dile getirdiler.

Durum böyle olunca çizelgenin şu biçimde olması gerekir:

Cüre İsmail
……………………………………………
Cüre Ali                  Kocaman Abbas
………………………………………………………..
Veli Dede       Kocaman Yusuf        Abidin (Abili)

Ballıkaya’daki kaynak kişilerin anlatımları: 

1. Hüseyin KOCAMAN (1335, Hekimhan, Eski yazı bilir):”Celal Dede bir zamanlar Mezirme’ye gelmiş, Topal Veli’nin alt katında Türkler’i görmüş (Türkler, Mezirme’nin ilk yerlileri olarak kabul edilir).  “Küçük İsmail, tarikat müftüsü idi.” Hüseyin Kocaman, Ali Efendi’nin ekonomik durumunun çok iyi olduğunu, başına gelen bir olaydan dolayı ailesinin dağıldığını da söyler.

2. Hasan YILDIRIM (193l, Hekimhan, ilkokulu bitirmiş): “Turhal’da Hüseyin Akın ile görüşüp konuştum. Şehriban adlı bir kızı vardı.”

3. Hasan ÖZEROL (1934, Hekimhan, İlkokulu bitirmiş): ”Celal Abbas ile Senem ananın mezarının buradadır, ama kim bile ki? Yaşlı kimse kalmadı. Anamın anasının adı da Senem’miş. Anam, Senem ebemin Büyük Mustafa’nın (Çizelgede 42. Sırada) kızı olduğunu söylerdi. Küçük İsmail, Alevilik aleyhinde bulunan Bayburtlu Hoca’ya cevap vermiş; onun mahkûm olmasını sağlamış.”

4. Mehmet ÇELİK (1982, Hekimhan, İlkokulu bitirmiş): ”Bir zamanlar Küçük İsmail Mezirme’ye gelmiş ve birlikte Mıroğlar’a gitmişlerdi. Hatta mal konusu geçmişti de bir şey çıkmamıştı.”

V. DEĞERLENDİRME

Ballıkaya, çevresi ve Anadolu’nun birçok yerinde Veli ile birlikte oluşan geniş kültürü 1983 yılından buyana derleyerek/araştırarak sesli/yazılı kaynak haline getirerek kalıcı kılmaya çalıştım. Ballıkaya köyünü A’dan Z’ye incelediğim çalışma içindeki 7 Şah Veli söylencesi ve şiirler önemli bir yer tutar. Ayrıca bazı gazete, dergi ve kitaplarda da konuya yer verdim.

Yaşamı ve kimliği ile ilgili bilgiler ister anlatımlara, ister söylencelere dayalı olsun, bütün bunlar ışığında Şah Veli’yi Anadolu Aleviliğinin yayılması ve yaşatılması konusunda etkin bir eren olarak kabul etmek yanlış olmasa gerek.

Şah Veli’nin üç oğlundan gelenler bugün Ballıkaya köyü ve Mıroğlar mezrasında, ayrıca Malatya’da Arguvan/Asmaca, Hekimhan/Hasançelebi, Kuluncak/Alvar, Yazıhan/Bereketli; Sivas’ta, Kangal/Hamal, Mamaş, Yellice; Tokatt’a Külaflı yerleşim birimlerinde yaşamaktadırlar. Elbette ki buralardan başka yerlere gedenlerin varlığını da unutmuyoruz…

Elimizdeki bilgileri başka bir çalışmamızda değerlendireceğinden özet olarak sunulmuştur. Daha çok sözlü kültüre (anlatımlara) dayalı olarak düzenlendiğinden gerçek bir belge özelliği taşıdığını öne süremeyiz. Yine de konuyla ilgili aydınlatıcı bilgileri sunduğumuzu sanıyoruz. 

VI: ŞAH VELİ KAYNAKÇASI:

Şah Veli konusunda,”Yenilenen Köy Ballıkaya” çalışmamız temel kaynağı oluşturmakla birlikte M. Fuat Bozkurt ve Oğuz Aktan’ın Ballıkaya gezi/araştırma notları da önemli yer tutar.

S. ÖZEROL: “Yenilenen Köy Ballıkaya/Türkmenler”,   Görüş Gazetesi (10.08.1988), Malatya.

S. ÖZEROL: A. g. y. “Bir İddia ya da Tarih”, Görüş Gazetesi (06.08.1988), Malatya.

S. ÖZEROL: “Yenilenen Köy Ballıkaya ve Ballıkaya’dan Derlemeler Üzerine”/Türkmenler”, Görüş Gazetesi (28.l0.1988), Malatya.

S. ÖZEROL: A.g.y. “Karadirek”, Görüş Gazetesi (31.10.1989), Malatya.

S. ÖZEROL: A.g.y. “Pabuç”, Görüş Gazetesi (31.10.1989),

S. ÖZEROL: A.g.y. “Salmanlı Aşiretinin Hikayesi”, Görüş, Gazetesi (04.11.1989), Malatya.

S. ÖZEROL: “Şah Veli”, Malatyalı Gönül Sultanları (Haz: A. Helvacı ve Arkadaşları), Darendelinin Sesi Tesisleri, Ankara,

F. BOZKURT – O. AKTAN: “Yıldız Dağı’ndan Ballıkaya’ya”, Nefes Dergisi, (4,5,6,7. Sayılar: Şubat, Mart, Nisan, Mayıs 1994), İstanbul.

S.ÖZEROL: “Gönderilmemiş Mektuplar: Nefes  Dergisine Mektup”, http://www.malatyahaber.com; Malatya Yorum Gazetesi (l2.l2.2002), Malatya.

________________________________________________

1  V.HINZ; “Uzun Hasan ve Şeyh Cüneyd”, (Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara l948) adlı kitapta Safevi hanedanının soyağacı I. Şah Abbas’a kadar verilmiş; Ballıkaya halkından Mehmet Çelik tarafından bazı kaynaklardan yararlanarak sonrası eklenmiştir.
2  İSYANİ (İsmail ELÇİOĞLU), 1848-1944 yılları arasında yaşamış Sivas’lı halk şairlerindendir. İsyani bu şiirinde “Üç yüz dörde kadem bastığı çağlar” diyerek tarih düşmüştür. Bu da 1888 yılına denk gelmektedir. Bazı kaynaklarda İsyani’nin bu tarihte Sivas’tan Pazarcık’a Koçgiri aşiretinin çocuklarını okutmak üzere gönderildiği kayıtlıdır (Bkz: S.N.ERGUN: Bektaşi KızılbaşAlevi Şairleri Antolojisi, İsyani bölümü). Bu yolculuğu çıkarken Mezirme’deki Karadirek Dergahını ziyaret etmiş olması olasıdır.
3  F.BOZKURT: “Yıldız Dağı’ndan Ballıkaya’ya”, Nefes Dergisi, Sayı: 4 (Mart 1994), Sayfa: 47

Malatya Hekimhan Ballıkaya (Mezirme) Köylülerinin İstanbul’da “Abdal Musa Lokması ve Cemi”

Standard

cem 14 nisan

MALATYA HEKİMHAN BALLIKAYA (Mezirme) KÖYLÜLERİNİN İSTANBUL’DA “ABDAL MUSA LOKMASI VE CEMİ”

Malatya Hekimhan Ballıkaya (Mezirme) Köylülerinin 14 Nisan 2013 günü 12.00-16.00 saatleri arasında İstanbul Maltepe’de bulunan Gülsuyu Cem Evinde “Abdal Musa Lokması ve Cemi” var.

Cemi Yusuf Başaran Dede yürütecek.

Merhum Hüseyin Çelik ve Kıymet Yılmaz için çocukları tarafından da lokma verilecektir.

Ballıkayalılar köylülerini ve dostlarını davet ediyor.

*********************************************

Konu ile ilgili olarak MALATYA-HEKİMHAN BALLIKAYA KÖYÜNDEN “ABDAL MUSA” VE “ABDAL MUSA KURBANI” İLE İLGİLİ DERLEMELER yazımızı aşağıdaki sitelerden okuyabilirsiniz:

* https://yenilenenkoyballikaya.wordpress.com/2011/09/14/327/

*

http://www.malatyahaber.com/makale/abdal-musa-gelenegi

*

http://www.radyoarguvan.com/anasayfa/ballikaya-abdal-musa-gelenegi.html

Kubilay Güner aramızdan ayrıldı

Standard

Ankara Çağdaş Malatyalılar Derneği Başkanı Kubilay Güner aramızdan ayrıldı

0 Kubilay Güner

Ankara’da bulunan iki Malatyalı dernekten biri olan Çağdaş Malatyalılar Derneği Başkanı Kubilay Güner aramızdan ayrıldı.

7 Mart 2013 Perşembe günü Antalya’da geçirdiği kalp krizi sonucu yaşama veda eden Güner, 8 Mart günü Ankara’da Karşıyaka mezarlığında toprağa verildi.

Hekimhan Ballıkaya köyünden Fatma ve İpşir  Güner’in oğlu olan Kubilay Güner 1959 doğumlu olup evli ve iki çocuk babasıydı.

Allah rahmet eylesin…

Kaymakam Mesut Çoban, Ballıkaya Köyünü Ziyaret Etti

Standard

KAYMAKAM MESUT ÇOBAN BALLIKAYA KÖYÜNÜ ZİYARET ETTİ

Hekimhan Kaymakamı Mesut Çoban, Ballıkaya Köyünü ziyaret etti.
9 Ekim 2012 Salı günü Saat 15.00 sıralarında Ballıkaya Köyüne gelen Hekimhan Kaymakamı Mesut Çoban, Ballıkaya köyü girişinde köyüler tarafından karşılandı Karadirek Cem Kültür Evi girişinde M. Seyfi Oktay Bulvarı kilit taş açışını yaptı ve Karadirek Cem Kültür Evi Yazlık Yemekhanesinde köylülerle birlikte oldu. CHP Hekimhan İl Genel Meclis Üyesi Nevzat Kızılaslan, Hekimhan Kocaözü Beldesi Belediye Başkanı Gani Karaca, Hekimhan Kaymakamlığı Yazı İşleri Müdürü, Hekimhan Hasançelebi Akmağara Köyü Muhtarı Mehmet Şahin, Hekimhan Ayazlı Köyü Muhtarı Ali Rıza Çoban, M. Seyfi Oktay Bulvarının kilit taş yapılması nedeniyle düzenlenen açılışta bulundular. Hekimhan Ekspres Gazetesi Sahibi ve Başyazarı H. Cahit Çavdar ile Malatya Yorum Gazetesi ve Arguvan yolu Dergisi Yazı İşleri Müdürü Süleyman Özerol da açılışta hazır bulundular.
Ballıkaya Köyü Muhtarı Abidin Koç, Ballıkaya köyü ve kilit taş çalışmaları hakkında bilgi verdi, ana caddenin kilit taş yapılmasında destek olanlara teşekkür etti.

***

Şah İbrahim Ocağı Merkezi Karadirek Cem Kültür Evini de gezen kaymakam, kültür evi hakkında bilgi edindi.
Kaymakam Mesut Aydın Ballıkaya köylülerinin yoğun ilgisi karşısında memnuniyetini dile getirerek teşekkür etti. Köy halkından kişilerle uzun süre sohbet eden kaymakam Ballıkaya köyünden ayrıldıktan sonra İğdir Köyüne uğradı ve Hekimhan ilçesine döndü.

Milletvekili Veli Ağbaba Ballıkaya Köyüne Geldi

Standard

MİLLETVEKİLİ VELİ AĞBABA BALLIKAYA KÖYÜNE GELDİ

13 Eylül 2012…
CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, CHP Malatya İl Başkanı Enver Kiraz, CHP Merkez İlçe Başkanlığına Abdulvahap Ayzabar, CHP Hekimhan ilçe Başkanı Murat Karayazıcı ve beraberindekiler akşam saatlerinde Ballıkaya köyüne geldiler.

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, seçmenlerimize çalışmalarımızı anlatıyoruz dedi ve bir yılık milletvekilliği döneminden örnekler verdi. Ülke geneli, Malatya ve Ballıkaya ile ilgili konular gündeme getirildi.

“Hukukun bozuk işleyişini daha iyi gördüm.”
“Haksızlığa uğrayanları ziyaret ettim fark gözetmeden. Cezaevlerinde çeşitli mesleklerden yatanlar var. Cübbeli Ahmet Hoca 28 Şubatta yaptıklarımızdan dolayı iki yıl yatıp çıktık, şimdi yapmadıklarımızdan dolayı yatıyoruz dedi.”
“CHP dışındaki diğer partiler anayasa oylamasına evet oyu verdiler. Asimilasyona da evet dediler, ülkemizde asimilasyon yapılıyor.”
“Türkiye’de açık faşizm var.”

Kayısı konusu tartışıldı.
Ballıkaya köy içi kilit taş yapımına katkı konusu, Ballıkaya’nın kanalizasyonundan çıkan atıkların rahatsızlık verdiği ve arıtma tesisi gerekliliği konuşuldu.

Bu Yıl Kayısı Çok Ama Ortada Para Yok

Standard

BU YIL KAYISI ÇOK AMA ORTADA PARA YOK

Yusuf Özerol


Bildiğiniz üzere bu yıl bizim köyde kuru kayısı ağaçları bile meyve vermiş. Odun edilmesi için satılan kayısı ağaçları ve kayısılar meyveye durmuş hemen herkesin bahçesindeki ağaçlarda meyve var idi bu yıl. Malatya ve çevresinde de bol olunca kayısı geçen yılki fiyatının yarısına kadar ucuzladı. Oysaki günümüzde her şey pahalandığı veya durumunu koruduğu halde kayısı fiyatları nedense dibe vurdu.
Kayısı yetiştiriciliği konusunda bizim köylülerin eksiklerinin çok olduğunu bilmekteyiz. Halen kara düzen kayısı yetiştirilmekte ve hasat ta kara düzen yapılmaktadır. Buda ekonomik şartların kısıtlı olmasından kaynaklanmaktadır. Örnek olarak kendi durumumuzu ele alırsak çok eksik ve hatalarımızın olduğunu bilmemizde elbette yarar var. Plastik kasa sorunu, branda sorunu, çalışacak eleman sorunu, ilaçlama, gübreleme, sulamadan kaynaklanan yanlış uygulama ve gelişi güzel düzenlemeler hem kayısı meyvelerinin hem de ağaçların kök ve dallarının gelişme ve meyve kalitesini düşürmektedir.
Özellikle yapılan gelişi güzel budama, ilaçlama, aşılama gibi hatalar hem ağaçların ömrünü kısaltmakta hem de hasat zamanı zorluklar yaşanmasına sebebiyet vermektedir. Özellikle aşı konusunda yapılan yanlışların başında Hacıhaliloğlu markası dışındaki kayısıların bu marka iye birlikte aynı bahçede birkaç çeşit olarak bulunması hem kalite bazında hem de meyvelerin çeşitliliği yönünden islimin değerinin düşmesine sebebiyet vermektedir. Oysaki tek bir çeşit meyve aşılanmış olsa göze hoş gelen bir meyve sergisi olacak, hem de kayısı aynı zamanda islimden çıkıp sergiye serildiğinde serginin toplama zaman aralarından her seferinde başka marka kayısıların bulunduğundan bazılarının islime uygun olmadığı ve islimi de renk olarak bozduğu gözlemlenmektedir. İslim renginin kızıl, mor veya mat bir renk aldığı da görülmektedir. Bu nedenle satış sırasında sıkıntı yaşanmasına ve alıcının talebinin azalmasına ve fiyat düşürmesine neden olmaktadır. Oysaki bu tür sorunlar çok basit yöntemlerle ortadan kaldırılabilir.
Yine aynı sorunları meyvelerin çiçek sonrası ilaçlama ve üremelerinin takibinde yaşanmaktadır. Ağaçların dallarına baktığımızda meyvelerin çok sık ve ufak olduklarını görüyoruz. Aynı zamanda her ağaçta olmasa bile çoğu ağaçların gelişi güzel budandığını veya hiç budanmadığını görüyoruz. Halen 21. yüzyıl da bile ağaçlarda güneş yüzü görmeyen meyvelerin olduğu ve bu nedenlerle de meyvelerde çil olması da uygulama konusunda eksiklerin çok olduğunun bir göstergesidir. Burada yapılması gereken konu basit ve biraz itina gerektiren bir uygulamayla kökünden halledilebilir. Kayısı ağacında ortalama 4 dal bulunması gerekirken bakıyoruz 7-8 dalı olan ağaçlar var buda dalların çok olması nedeniyle meyvelerin küçük kalmasına ve alt dallardaki meyvelerin güneş görme şansının azalmasına neden olmaktadır. Güneşi alamayan meyve tabi ki yeşil ve zayıf kalmakta islime dahi girmemektedir bu nedenlerle ağaçlarımızı itinalı bir şekilde budayalım ve ilaçlayalım. Eski Atasözlerimizin ne kadar doğru olduğu da burada kendini göstermektedir. Hani derler ya, ağaç yaş iken eğilir diye… Ben de buradan sizlere bunu izah etmeye çalışacağım. Bu nedenlerle de bizlerde ağaç yetiştirirken tedbirimizi ağacı yeni diktiğimizde hangi yöne dalının gideceğini, tarlanın meyil yönünü dikilen ağacın hangi cinsten olduğunu, dikim mesafesini tarlanın analizini yaptırarak tedbirimizi almış olsaydık bu gün bu sorunların büyük çoğunluğunu yaşamamış olacaktık. Yaptığımız işe biraz itina gösterir isek daha çok kaliteli bir ürün alacağımızı bilmemizde yarar var.
Örnek 1 dönümlük bir araziye 10 ağaç yerine 15 ağaç diker isek işte o zaman 10 ağacın alacağı gıda veya su 15 ağaca paylaştığından alınacak verimde yarı yarıya düşecektir. Burada yapılması gereken en önemli husus elimizden geldiğince emeklerimizin boşuna gitmemesi için yaptığımız işlere itina göstermeliyiz, kara düzen iş yapma dönemi sona erdi bizlerde en azından yeni yöntemleri deneyerek ürünlerimizin kalitesini artırmak için uğraşlar ve arayışlar içerisinde olmalıyız. Mademki bizlerin kayısıdan başka gelirimiz hemen hemen yok olduğuna göre kayısıcılığı kara düzen değil de günümüzün şartlarına uygun bir biçimde yapmalıyız buradan sanal âlemden herkese sevgi ve saygılarımı sunuyor, köylülerimizin bol kazançlı, bereketli bir yıl geçirmesini diliyorum.
Lütfen beni yanlış anlamayın ben sadece buradan kendi kişisel görüşümü dile getirdim kendi adıma.

2 Eylül 2012

“Ballıkaya’ya Geldikçe Mutlu Oluyorum”

Standard

“BALLIKAYA’YA GELDİKÇE MUTLU OLUYORUM”

Süleyman ÖZEROL

2010 yılından buyana Hekimhan’da kaymakamlık yapan Nurettin Dayan Balıklaya köyü muhtarlığının konuğu oldu.

Pazartesi günü akşamı eşi Özlem Dayan, Güzelyurt Belediye Başkanı Ali Seydi Millioğulları ve eşi Pakize Millioğulları, İl encümen Üyesi Vali Yiğit, Hekimhan Müftüsü Durmuş Ali Çetmi, Hekimhan Ziraat Odası Başkanı Hacı Parmaksız ile birlikte Balıklaya köyüne gelen Dayan, Ballıkaya köyü ile ilgili duygu ve düşüncelerini de dile getirdi.

Muhtar Abidin Koç Kaymakama hem teşekkür etmek hem de atamasının başak yere çıkacağından dolayı uğurlamak amacıyla davet ettiklerini belirterek teşekkür etti. Üzerinde M. Seyfi Oktay Bulvarının kayalara bakan görüntüsü bulunan onurluk İsmail Koç tarafından sunuldu. Kaymakam Dayan konuşmasında, “Ballıkaya’ya geldikçe mutlu oluyorum” diyerek Ballıkaya’ya ayrılan paylardan ve muhtarın çalışmalarından söz etti. Köyde ve köy dışında bulunan Ballıkayalıların köylerini daha iyi yaşanır bir duruma getirmede çabalarının olduğunu ve bunu takdir ettiğini dile getirdi. “Çok değerli bir köy” diyen Dayan, “Onurluk almakla mutluyum, teşekkür ediyorum” dedi.

Köy halkından Ali Koç şiir okudu, Görkem Erol ve Süleyman Özerol türküler çalıp söylediler.

Atamasının büyük olasılıkla Güneydoğu bölgesine olacağını belirten dayan, “Ziyarete gelemezseniz bile yolunuz düştüğümde nerede olduğumu bilin, bekliyorum” dedi.

Kaymakam Dayan ve beraberindekiler Balıklaya halkı ile vedalaşarak ayrıldılar.